HAKKIMDA
Bugün diş hekimliğine yalnızca ağız ve dişler üzerinden bakmıyorum. Oral sağlık ile beden arasındaki ilişkiler, dental materyaller ve özellikle cıva maruziyeti çalışma alanımın önemli bir bölümünü oluşturuyor. Yaklaşık yedi yıldır IAOMT’nin SMART protokolü doğrultusunda çalışıyor ve Türkiye’de bu protokolü uygulayan az sayıdaki hekimden biri olarak hizmet veriyorum. Fonksiyonel tıp alanındaki eğitim ve kongrelerde oral sağlık üzerine konuşuyor, farklı projelerde bu alanı temsil ediyorum. İnsan biyolojisine duyduğum merak ise mesleki sınırlarımın ötesine uzanıyor; bugün Harvard’ın neuroscience eğitimine devam ediyorum.
Bu yaklaşımın temelinde, ağız sağlığını bedenin geri kalanından ayrı düşünmemek var. Kullandığımız materyallerin, uyguladığımız yöntemlerin ve ağız içindeki süreçlerin genel sağlıkla ilişkisini anlamayı önemsiyorum. Mesleki merakım zaman içinde beni dental materyallerden cıva maruziyetine, oradan insan biyolojisinin daha geniş alanlarına taşıdı.
Ancak anlattığım pek çok şey önce kendi hayatımın parçası oldu.
Buraya nasıl geldiğimin hikâyesi de biraz burada başlıyor.
1986’da Malatya’da, kalabalık bir ailede büyüdüm. Dedem ağız ve çene cerrahıydı; dolayısıyla diş hekimliği benim için çocukluğumdan beri tanıdık bir meslekti. Üniversite tercihi zamanı geldiğinde ben de diş hekimliğini seçtim.
Üniversitenin ardından uzmanlık eğitimine başladım ancak tamamlamadım. Sonrasında farklı kurumlarda ve farklı çalışma düzenleri içinde hekimlik yaptım. Mesleğin pek çok uygulanış biçimini gördüm; bana öğretileni iyi uygulamaktan çok, neden öyle yaptığımızla ilgilendim.
2013’te sağlık ile ilgili ezbere bilgileri sorgulamaya başlamam ilk olarak mutfağıma yansıdı. O yıllarda bugünkü bilgi bolluğu yoktu; araştırdım, denedim ve zaman içinde kendi düzenimi oluşturdum.
Yaklaşık on yıldır gluten ve rafine şeker, yedi yıldır da süt ürünleri tüketmiyorum. Bunu bir beslenme modeli önermek için değil, kendi hayatımdaki sürekliliği anlatmak için söylüyorum. Benzer bir ilişkiyi sporla da kurdum. Çocukluğunda spor yapmamış biri olarak son dört yıldır düzenli antrenman yapıyor, kas kütlemi korumayı ve geliştirmeyi önemsiyorum.
Disiplin benim için kusursuz yaşamak değil; uzun süre sürdürebildiğim seçimler yapmak.
Beslenme ve sporla başlayan ilgi zamanla yoga, nefes çalışmaları ve neuroscience gibi farklı alanlara yayıldı. Bunları hekimliğime yeni başlıklar eklemek için öğrenmedim; önce kendi hayatımda merak ettim, araştırdım ve uyguladım. Mesleğime yansımaları ise bunun doğal sonucu oldu.
Bu nedenle klinikte anlattığım pek çok şey benim için yalnızca teorik bilgi değil. Bir hastadan yaşam biçiminde sürdürülebilir bir değişiklik yapmasını isterken bunun gündelik hayatta ne kadar emek ve süreklilik gerektirdiğini biliyorum. Kendi hayatımda uygulamadığım bir disiplini karşımdaki insana kolaymış gibi anlatmak bana hiçbir zaman doğru gelmedi.
Yıllar içinde hekimliğimin yönü de daha belirgin hâle geldi. Popüler olduğu için bir yaklaşımı benimsemek de, uzun zamandır uygulanıyor diye sorgulamadan sürdürmek de bana yakın değil. Kaynağa dönmeyi, mekanizmayı anlamayı ve gerektiğinde kendi fikrimi değiştirebilmeyi önemsiyorum.
Bugün bir hastayı değerlendirirken önce diş hekimiyim; muayenemi, tanımı ve tedavi planımı bunun üzerine kuruyorum. Ancak gördüğüm dişi, içinde bulunduğu insandan bağımsız düşünmüyorum. Sağlık öyküsünü, yaşam biçimini ve maruziyetlerini gerektiğinde değerlendirmenin bir parçası hâline getiriyorum.
Yirmi yıldır hekimim. Bu süre içinde çalışma biçimim, sorularım ve ilgi alanlarım değişti. Değişmeye de devam edecek. İyi hekimliğin yalnızca kendi alanını iyi bilmek değil, insanı anlamaya devam etmek olduğuna inanıyorum.

